İçeriğe geç

Dolandırıcılık uyarısı: Av. Mehmet Türker adına telefon ya da WhatsApp’tan para veya kişisel bilgi isteyenlere itibar etmeyin. Ayrıntılar

Randevu Alın
Tüze Plaza, Kat 12 · Osmangazi / Bursa 0533 250 49 13 info@avukatmehmetturker.com
Dil
TREN
Görünüm

İş Hukuku

İş Kazası ve Meslek Hastalığında Tazminat Rehberi: SGK Hakları, Maddi ve Manevi Tazminat, İşverenin Sorumluluğu

İş kazasının ve meslek hastalığının tanımı, bildirim süreleri, SGK’dan alınacak ödenek ve gelirler, işverenden istenebilecek maddi ve manevi tazminat, kusur tespiti, zamanaşımı ve dava süreci.

Av. Mehmet TürkerKurucu Avukat 12 dk okuma

İş kazası, çalışan kişinin hayatında hem bedensel hem ekonomik açıdan en ağır sonuçlar doğurabilen olaylardan biridir. Yaralanan işçi bir yandan tedavisiyle ve gelir kaybıyla uğraşırken, öte yandan hangi kurumdan ne alabileceğini, işverene karşı hangi davayı açabileceğini ve sürelerin ne zaman başlayıp bittiğini çoğu zaman bilmez. Ölümlü kazalarda ise aynı sorular geride kalan yakınlar için ortaya çıkar. Bu rehber, iş kazası ve meslek hastalığında hak kayıplarına yol açan en sık hataları önlemek amacıyla; tanım, bildirim, SGK hakları, tazminat türleri, kusur ve ispat, zamanaşımı ve dava aşamalarını tek bir yerde anlatır.

İş kazası ve meslek hastalığı neyi ifade eder?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi, iş kazasını sigortalının şu hâllerde uğradığı, ölüme yol açan veya bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlar:

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle,
  • Sigortalı işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  • Emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  • Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında.

Buna göre kaza işyeri sınırları içinde gerçekleşmek zorunda değildir; görevli olarak şehir dışına gönderilen işçinin yolda ya da otelde uğradığı kaza da iş kazası sayılabilir. Öte yandan işçinin kendi imkânlarıyla işe gidip gelirken yaşadığı trafik kazası, işveren servis sağlamıyorsa kural olarak iş kazası değildir. Mesai içinde fakat işle ilgisi bulunmayan bir nedenle, örneğin kişisel bir kavga sonucu yaşanan yaralanma da somut olaya göre iş kazası sayılmayabilir; bu tür sınırda olaylarda mahkeme olayın iş ile bağlantısını ayrıntılı biçimde inceler.

Meslek hastalığı ise 14. maddede; sigortalının çalıştığı işin niteliği nedeniyle tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm koşulları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel ya da ruhsal engellilik hâli olarak tanımlanır. Silikozis, asbestoz, gürültüye bağlı işitme kaybı, kimyasallara bağlı cilt ve akciğer hastalıkları, tekrarlayan hareketlerden kaynaklanan kas-iskelet sistemi hastalıkları bunlara örnektir. İş kazasından farkı, olayın tek bir ana değil zaman içindeki maruziyete dayanmasıdır; bu yüzden ispat çoğunlukla sağlık kurulu raporlarına ve işyeri ortam ölçümlerine dayanır.

Kazadan sonra ilk günlerde yapılması gerekenler

İlk saatlerde atılan adımlar, aylar sonra açılacak davada delil olarak büyük önem taşır. Güvenli bir sıralama şöyledir:

  1. Tıbbi müdahale: Yaralanma küçük görünse bile mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalı, kaza ile ilgili bilgi hekime açıkça söylenmeli ve “iş kazası” olduğu kayda geçirilmelidir. Sonradan ortaya çıkan komplikasyonlar, ilk kaydın bulunması hâlinde kaza ile bağlanabilir.
  2. Bildirim: İşveren, iş kazasını kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK’ya bildirmek zorundadır. Meslek hastalığında ise bildirim süresi, hastalığın öğrenildiği tarihten itibaren üç iş günüdür. İşveren bildirmezse sigortalı veya hak sahipleri SGK’ya doğrudan başvurabilir; ayrıca bildirim yapılmaması idari para cezası yaptırımına bağlıdır.
  3. Kolluğa bildirim: Ölümlü, uzuv kaybına neden olan veya birden çok kişinin yaralandığı kazalar kolluğa ve savcılığa derhâl bildirilmelidir. Savcılık soruşturması, olay yerinin tespiti ve ilk kusur incelemesi bakımından kıymetlidir.
  4. Delillerin korunması: Olay yerinin fotoğrafları, kamera kayıtları, tanık isimleri, makinenin seri numarası, işe giriş-iş sağlığı eğitimi belgeleri, vardiya ve çalışma kayıtları toplanmalıdır. Kamera kayıtları kısa sürede silinebileceğinden mahkemeden gecikmeksizin delil tespiti istenebilir.
  5. İfade ve belge imzalarında dikkat: İşverenin hazırladığı “kazanın tamamen kendi dikkatsizliğimden oluştuğunu kabul ediyorum” gibi metinlerin imzalanmasından kaçınılmalı, imzalanacak her belgenin bir sureti alınmalıdır. İbraname ve kusur kabulü içeren belgeler çoğu zaman dava sürecinde işçinin aleyhine kullanılır.

SGK’dan alınabilecek haklar

İş kazası ve meslek hastalığı, kısa vadeli sigorta kolları içinde yer alır; bu nedenle sigortalının hizmet süresi, prim gün sayısı gibi bir şart aranmaksızın aşağıdaki haklar doğar. Prim gün şartı bulunmamasının pratik sonucu şudur: işe yeni başlamış, hatta işe başladığı gün kaza geçiren işçi de bu haklardan yararlanır.

  • Sağlık yardımları: Tedavi giderleri, ilaç, protez, ortez, rehabilitasyon ve yol giderleri SGK tarafından karşılanır.
  • Geçici iş göremezlik ödeneği: Sigortalı, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle istirahat raporu aldığı süre boyunca, çalışamadığı günler için ödenek alır. Kanuna göre ödenek, yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayakta tedavide günlük kazancın üçte ikisi oranındadır. Kazanın meydana geldiği günün ücreti işverence ödenir; ödenek ise raporlu olunan günler için SGK tarafından hesaplanır.
  • Sürekli iş göremezlik geliri: Meslekte kazanma gücü kaybı oranı en az %10 olan sigortalıya aylık gelir bağlanır. Kayıp oranı yüzde onun altında kalırsa kural olarak gelir bağlanmaz. Kayıp oranı, SGK Sağlık Kurulu’nca belirlenir ve ilgili yönetmeliklerdeki tablolara göre hesaplanır.
  • Ölüm geliri: Sigortalı kazada veya hastalığa bağlı olarak ölürse, hak sahibi eş, çocuklar ve gerektiğinde ana-baba için ölüm geliri bağlanır. Cenaze yardımı da ayrıca ödenir.
  • Sürekli iş göremezlik için ek hak: Başkasının sürekli bakımına muhtaç hale gelenler için ek düzenlemeler bulunur.

SGK’nın belirlediği iş göremezlik oranı veya kazanın iş kazası sayılmaması yönündeki kararlar kesin değildir. Sigortalı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işlemine karşı İş Mahkemesi’nde dava açabilir ve mahkeme, Adli Tıp Kurumu gibi yetkili kuruluşlardan rapor alarak oranı yeniden belirleyebilir. Önemli bir ayrım: SGK’nın bağladığı gelir, işverenin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak ileride açıklanacağı üzere tazminattan mahsup edilir.

İşverenden istenebilecek tazminat türleri

SGK’nın sağladığı gelir ve ödenekler, işçinin gerçek zararını çoğu zaman karşılamaz; çünkü ödenek günlük kazancın bir kısmıdır, gelir ise sigorta kuralları çerçevesinde hesaplanır. Bu açığı kapatmak üzere, işverenin kusuru bulunması hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun hükümlerine göre tazminat istenebilir. Başlıca kalemler şunlardır:

Maddi tazminat kalemleri

  • Tedavi giderleri: SGK’nın karşılamadığı özel hastane, ek ilaç, bakıcı, ulaşım ve konaklama harcamaları.
  • Kazanç kaybı: İşçinin kaza nedeniyle çalışamadığı dönemdeki gelir kaybı (geçici iş göremezlik zararı).
  • Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıp (sürekli iş göremezlik zararı): Kalıcı maluliyet oranı üzerinden, işçinin yaşam beklentisi boyunca uğrayacağı gelir kaybı.
  • Ekonomik geleceğin sarsılması: Kaza sonrası kazanç gücünün düşmesi, meslek değiştirme zorunluluğu, terfi imkânlarının kaybı gibi hâllerde bu kalem ayrıca istenebilir.
  • Destekten yoksun kalma tazminatı: İşçinin ölümü hâlinde, ölenin desteğinden yoksun kalan eş, çocuklar ve ana-baba tarafından talep edilir.
  • Cenaze giderleri: Gerçek cenaze masrafları ölenin işvereninden veya sorumlulardan istenebilir.

Manevi tazminat

Beden bütünlüğünün zedelenmesi, ağır yaralanma veya ölüm hâlinde kişinin ve yakınlarının duyduğu elem ve ızdırap için manevi tazminat istenebilir. Hâkim; kusur derecesini, yaralanmanın ağırlığını, kalıcı sakatlık oranını, tarafların ekonomik durumunu ve paranın alım gücünü gözeterek hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Manevi tazminat kâr elde etme aracı olmadığından, aşırı talepler mahkemece indirilir; öte yandan çok düşük tutarlar da zedelenen duyguyu karşılamayacağı gerekçesiyle Yargıtay’ca bozulabilir. Ağır bedensel zarar hâlinde, ölenin yakınları da kendi adlarına manevi tazminat isteyebilir.

İşverenin sorumluluğunun dayanağı: “işçiyi gözetme borcu”

Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi, işverene; iş ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, işçinin sağlığını ve işyeri düzenini korumakla sorumlu olmak ve iş sağlığı ile güvenliği bakımından gerekli önlemleri almak görevini yükler. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverene somut yükümlülükler getirir:

  • İşyerinde risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak,
  • İşçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek ve bunu belgelemek,
  • İşyerinin niteliğine göre iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmek,
  • Kişisel koruyucu donanım (baret, eldiven, emniyet kemeri vb.) sağlamak ve kullanılmasını denetlemek,
  • Makine ve ekipmanın bakımını, periyodik kontrollerini yaptırmak,
  • Çalışanlara sağlık gözetimi ve gerekirse sağlık muayeneleri yaptırmak.

Bu yükümlülüklerin ihlali “kusur” anlamına gelir. Alt işveren (taşeron) ilişkisi bulunan hâllerde asıl işveren de, alt işverenle birlikte müteselsil sorumludur. Bu hâlde işçi, hem asıl işverene hem alt işverene karşı birlikte dava açabilir. Asıl işverenin, işyerinde yürüttüğü işin gerektirdiği önlemleri alıp almadığı, alt işvereni denetleyip denetlemediği de kusur incelemesinde değerlendirilir.

Kusur tespiti ve bilirkişi incelemesi

İş kazası davalarının merkezinde kusur oranı yer alır. Mahkeme, işin niteliğine uygun bir iş güvenliği uzmanı bilirkişiden (gerektiğinde makine mühendisi, inşaat mühendisi, işyeri hekimi gibi ek uzmanlardan) kusur raporu alır. Rapor; işverenin, alt işverenin, işveren vekilinin (şantiye şefi, ustabaşı vb.), varsa üçüncü kişilerin ve işçinin kusur oranlarını ayrı ayrı belirler. Kusur incelemesinde öne çıkan başlıca sorular şunlardır:

  • Risk değerlendirmesi yapılmış mı, kazanın gerçekleştiği iş için talimat verilmiş mi?
  • İşçiye eğitim verilmiş ve imza altına alınmış mı?
  • Koruyucu donanım sağlanmış ve kullanım denetlenmiş mi?
  • Makinenin güvenlik düzenekleri çalışıyor muydu, bakımı yapılmış mıydı?
  • İşçi mesai saatleri dışında veya fazla çalışmaya zorlanarak yorgun mu çalıştırılmıştı?

İşçinin kendi dikkatsizliği veya talimata aykırı davranışı müterafik kusur (TBK 52) olarak değerlendirilir ve tazminattan indirim yapılmasına yol açabilir. Ancak Yargıtay, işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü ağır bir yükümlülük olarak ele aldığından, işçinin hafif kusuru çoğu zaman işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; işçinin kazanın tek ve yeterli sebebi olduğu istisnai durumlar dışında, indirim sınırlı oranlarda kalır. İşveren, işçinin talimata aykırı davranışını önleyecek denetimi yapmadıkça bu savunmasından tam sonuç alamaz.

Tazminatın hesaplanması

Bedensel zararın hesabı aktüerya bilirkişisi tarafından yapılır. Sürekli iş göremezlik zararı için hesapta temel olarak şunlar dikkate alınır: işçinin kaza tarihindeki net kazancı, yaşı, kalıcı maluliyet oranı, yaşam beklentisi (güncel uygulamada yaygın olarak kabul edilen yaşam tablosuna göre), çalışma ömrü ve pasif dönem. Kazanç, kural olarak kaza tarihindeki gerçek net ücrettir; SGK kayıtlarında asgari ücretten gösterilen ama fiilen daha yüksek ücret alan işçi, bordro dışı ödemelerini tanık ve banka kayıtlarıyla ispat edebilir.

Hesaplanan zarardan, SGK’nın işçiye bağladığı gelirin peşin sermaye değeri mahsup edilir; çünkü aynı zararın iki kez karşılanması istenmez. Öte yandan işverenin kusuru varsa SGK, bağladığı gelirin peşin sermaye değeri için 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine dayanarak işverene rücu edebilir. Bu iki hesabın nasıl kurulacağı, kusur oranına ve Yargıtay’ın benimsediği hesap yöntemine göre değişir; işçinin SGK tarafından karşılanmayan gerçek zararı ancak doğru bir aktüer raporuyla ortaya çıkar. Bu nedenle somut dosyada uzman hesabı şarttır.

Zarar için işçinin kaybettiği gelirin yanı sıra, maluliyet oranı yükseldikçe bakım gereksinimi, ek tedavi gideri gibi unsurlar da talep edilebilir. İşçi sonradan tespit edilen ağırlaşmaları için ıslah veya yeni dava yoluyla artırım isteyebilir; ancak talep artırımı usul kurallarına tabidir. Yeni bir dava açılması hâlinde zamanaşımının işleyeceği unutulmamalıdır.

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

  • Haksız fiil sorumluluğunda zamanaşımı: TBK 72’ye göre zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl.
  • Ceza zamanaşımı etkisi: Fiil aynı zamanda ceza hukukunda daha uzun bir dava zamanaşımına tabi bir suç (örneğin taksirle öldürme veya yaralama) oluşturuyorsa, tazminat davasında da bu daha uzun süre uygulanır. Dolayısıyla ölümlü ve ağır yaralamalı kazalarda tazminat davası çoğu zaman iki yıldan uzun süre açılabilir.
  • Kaza geçiren işçinin sözleşmeye aykırılık talebi: İş sözleşmesinden doğan gözetme borcunun ihlaline dayanan taleplerde genel zamanaşımı süresi (on yıl) uygulanabilir; Yargıtay iş kazası tazminatında bu yola sık başvurur. Bu iki talep arasındaki farkı dava dilekçesinde doğru belirtmek önemlidir.
  • Sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi: SGK işleminin iptali veya iş göremezlik oranının tespiti için öngörülen sürelere dikkat edilmelidir; SGK kararına itiraz hakkı kararın öğrenilmesinden itibaren sınırlı süre içinde kullanılmalıdır.

Süre konusunda yanlış tahmin, hakkın tamamen kaybına yol açabileceğinden, kaza üzerinden belirli bir süre geçmişse bile dosyanın hemen incelenmesi gerekir. Ceza dosyası, SGK soruşturması veya işverenle yürütülen görüşmeler zamanaşımını kendiliğinden durdurmaz.

Dava öncesi arabuluculuk ve görevli mahkeme

İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları İş Mahkemesi’nin görev alanındadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacak ve tazminat talepleri için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur; bu uygulamada iş kazası tazminatı da kapsama girer. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, usulden reddedilir ve işçi zaman kaybeder. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanırsa belge ilam niteliğinde olur; sağlanmazsa son tutanakla birlikte dava açılır.

Anlaşma aşamasında en büyük hata, bilirkişi hesabı yapılmadan düşük bir bedelle “ibra” edilmektir. İmzalanan arabuluculuk anlaşma belgesi kesin olduğu için, aktüeryal hesap veya maluliyet oranı henüz belli değilken anlaşmak çoğu zaman işçinin zararına olur. Anlaşmaya varılmadan önce kalıcı maluliyet oranının kesinleşmesi, SGK’nın bağladığı gelir ve işçinin gerçek kazancı ile birlikte değerlendirilmelidir.

Dava süreci adım adım

  1. Dosyanın hazırlanması: Kaza tutanağı, SGK’ya yapılan bildirim, hastane kayıtları, maluliyet raporları, işe giriş bildirgesi, bordrolar, ceza dosyası ve tanık listesi toplanır.
  2. Arabuluculuk başvurusu: Başvuru işverene ve gerekiyorsa asıl işverene yöneltilir.
  3. Dava dilekçesi: Maddi ve manevi tazminat kalemleri ayrı ayrı belirtilir; belirsiz alacak davası (HMK 107) olarak da açılabilir, ancak bu yol dikkatli bir hukuki değerlendirmeye bağlıdır.
  4. Delil toplama: Tanıklar dinlenir, SGK ve işyeri kayıtları getirtilir, işyerinde keşif yapılabilir.
  5. Bilirkişi incelemesi: Kusur raporu, sağlık kurulu veya Adli Tıp raporu ve aktüer hesabı sırasıyla alınır. Raporlara karşı itirazlar yazılı ve gerekçeli olarak sunulmalıdır.
  6. Karar ve kanun yolu: Karara karşı istinaf, ardından temyiz yolu açıktır. Yargıtay’ın kusur ve hesap konusunda sık bozma kararı verdiği bilinir; bu yüzden raporlardaki hatalar süreç boyunca itiraz edilmelidir.

Davanın yanında paralel yürüyen bir ceza soruşturması da bulunur. İş kazalarında işveren, işveren vekili veya iş güvenliği uzmanı hakkında taksirle yaralama ya da öldürme suçlamasıyla kamu davası açılabilir. İşçi veya yakınları bu davaya katılan sıfatıyla katılabilir. Ceza mahkemesinin kusur tespiti hukuk hâkimini bağlamaz; ancak ceza dosyasındaki bilirkişi raporu hukuk davasında delil olarak kullanılabilir ve genellikle yol gösterir.

Meslek hastalığında özel durumlar

Meslek hastalıklarında işçi çoğu zaman hastalığın teşhisinden çok sonra işyerinden ayrılmış olabilir. Hastalığın iş ilişkisi sırasında doğduğunu göstermek için işyeri ortam ölçümleri, eski sağlık taramaları, SGK’nın meslek hastalığı kararı ve Sağlık Kurulu raporları önemlidir. Eski işyerlerinde farklı dönemlerde farklı işverenlerle çalışılmışsa, maruziyetin süresi ve yoğunluğu işverenler arasında kusur paylaşımına yol açabilir. SGK’ya meslek hastalığı bildirimi yapılmamışsa, doğrudan SGK’ya başvuru yapılarak tespit istenebilir. Sonradan hastalığın meslek hastalığı olduğu anlaşıldığında zamanaşımı, öğrenme tarihinden başlar.

Sık yapılan hatalar

  • Kazanın SGK’ya bildirilmemesine sessiz kalmak veya işverenin “kaza olmamış gibi davranma” önerisini kabul etmek,
  • İş kazasını “evde düşme” gibi başka bir sebeple göstermek; bu hem delil kaybı hem de sonradan çelişkiye yol açar,
  • İstifa ederek işten ayrılmak; kıdem tazminatı hakkını etkilemeden, sağlık sebebiyle haklı fesih seçeneği değerlendirilmelidir,
  • Tazminat için yalnızca SGK’nın yaptığı hesaplamaya güvenmek,
  • Sürelerin geçip geçmediğini araştırmadan, “iş kazası tazminatı ödendi” diyen ibranameyi imzalamak,
  • Bilirkişi raporuna itiraz etmemek; kusur oranındaki küçük bir fark bile tazminatı belirgin biçimde değiştirebilir.

Sıkça sorulan sorular

Sigortasız çalışırken kaza geçirdim, hak talep edebilir miyim?

Evet. Sigortasız (kayıt dışı) işçi, hizmet tespiti davası ile çalışmasını ispatlayabilir ve SGK’ya karşı iş kazası haklarını talep edebilir. Hizmet tespiti ile iş kazası tazminatı çoğu zaman birlikte yürütülür. İşverenin sigortasız çalıştırması kusurunu ağırlaştıran bir unsurdur.

İşveren kazanın benim hatam olduğunu söylüyor, tazminat alamaz mıyım?

Hayır, bu otomatik olarak hakkınızı ortadan kaldırmaz. Mahkeme, işverenin güvenlik yükümlülüklerini ve işçinin kusur oranını birlikte değerlendirir; işçinin kusurlu olduğu durumlarda tazminat indirilebilir, ancak çoğu olayda işverenin kusuru da bulunur.

Kaza sonrası işten çıkarılırsam ne olur?

Fesih sebebine ve zamanına göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya işe iade gibi haklar gündeme gelebilir. Fesih bildirimini aldığınızda işe iade ve alacak davalarının sürelerinin çok kısa olduğunu unutmayın; hemen bir avukata danışın.

Tazminat ne kadar sürede alınır?

Dosyanın karmaşıklığına, bilirkişi raporlarının sayısına ve temyiz aşamasına göre değişir; ortalama olarak birkaç yıl sürebilir. SGK’dan bağlanan gelir ve ödenekler bu süre içinde ayrıca devam eder.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. İş kazası haklarında sürelerin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabileceğinden, kaza sonrası kısa sürede bir avukattan destek alınması önerilir. Güncel yasa ve yargı kararları değişebileceğinden, her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve yayım tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Her olayın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukattan görüş almanız önerilir.

Okumaya devam edin

İlgili makaleler

Tüm makaleler

Randevu

Konunuzu birlikte değerlendirelim

Görüşme günü ve saati telefonla ya da WhatsApp üzerinden belirlenir. Elinizdeki belgeleri görüşmeye getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.