İçeriğe geç

Dolandırıcılık uyarısı: Av. Mehmet Türker adına telefon ya da WhatsApp’tan para veya kişisel bilgi isteyenlere itibar etmeyin. Ayrıntılar

Randevu Alın
Tüze Plaza, Kat 12 · Osmangazi / Bursa 0533 250 49 13 info@avukatmehmetturker.com
Dil
TREN
Görünüm

Aile Hukuku

Mirasın Reddi, Saklı Pay ve Tenkis Davası Rehberi: Borçlu Miras Nasıl Reddedilir, Saklı Pay Nasıl Korunur?

Mirasın reddi süresi ve usulü, hükmen ret, mirası kabul sayılan davranışlar, saklı paylı mirasçılar ve oranları, tasarruf nisabı, vasiyetname türleri, tenkis davası ve zamanaşımı.

Av. Mehmet TürkerKurucu Avukat 10 dk okuma

Bir yakının ölümü, duygusal kayıpla birlikte pek çok hukuki sorunu da beraberinde getirir. Miras kalan mal varlığı bazen değerli taşınmazlar ve banka hesaplarından oluşurken, bazen de ağır borç yükü taşıyan bir terekeye dönüşebilir. Bazı mirasçılar ise mirasbırakanın yaptığı vasiyetname veya hayattayken yaptığı bağışlar nedeniyle kanunun kendilerine tanıdığı payın altında kalabilir. Bu rehberde iki ayrı ama birbiriyle ilişkili konuyu ele alıyoruz: borçlu mirasın reddi ve mirasçıların asgari hakkı olan saklı payın korunması için açılan tenkis davası.

Miras nasıl geçer? Temel ilkeler

Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre kişi öldüğü anda, yani miras açıldığı anda, mirasçılar mirasbırakanın tüm mal varlığına ve borçlarına kendiliğinden sahip olur. Mirasçı “benim mirasım” demek zorunda değildir; kabul beyanı gerekmeksizin miras geçer. Bu sistemde mirasçının kurtulabilmesi için yasal yolların kullanılması gerekir. Mirasçılar, mirasbırakanın borçlarından kural olarak şahsi mal varlıklarıyla da sorumludur (TMK m.599). Bu nedenle ölümün hemen ardından terekenin durumunu öğrenmek, hukuken kritik bir adımdır.

Yasal mirasçılar üç zümre hâlinde sıralanır: birinci zümre mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları), ikinci zümre anne-baba ve onların altsoyu (kardeşler, yeğenler), üçüncü zümre büyükanne-büyükbaba ve onların altsoyudur. Sağ kalan eş her zaman mirasçıdır ve payı birlikte olduğu zümreye göre değişir: birinci zümre ile birlikte mirasın dörtte biri, ikinci zümre ile birlikte yarısı, üçüncü zümre ile birlikte dörtte üçü eşe ait olur. Mirasbırakanın başka mirasçısı yoksa mirasın tamamı eşe geçer.

Mirasın reddi nedir?

Mirasın reddi, mirasçının mirası kabul etmeyip hem mal varlığından hem borçlardan sorumluluktan kurtulmak amacıyla yaptığı tek taraflı hukuki işlemdir. Reddeden mirasçı, hukuken mirasbırakandan önce ölmüş sayılır (TMK m.611). Bu sayede ret eden kişinin payı kendi altsoyuna, yoksa diğer mirasçılara geçer. Bu nedenle, ret kararı verirken yalnızca kendi durumunu değil, kendi çocuklarını da düşünmek gerekir: Çocuklar da miras borcuna muhatap olabilir, ancak onların da reddetme hakkı vardır ve reşit olmayan çocuklar adına hâkim izniyle ret yapılabilir.

Ret süresi: üç ay

Mirasın reddi için süre, miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç aydır (TMK m.606). Süre, kural olarak mirasçının mirasbırakanın ölümünü bildiği veya bilebileceği günden itibaren işler; mirasın açıldığını, yani ölümü öğrenmemiş bir mirasçı için süre öğrenme tarihinde başlar. Vasiyetname ile mirasçı atanmış ise süre, vasiyetnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren işler. Süre hak düşürücü niteliktedir; kaçırılırsa, mirası reddetme hakkı kural olarak son bulur ve mirasçı borçlardan sorumlu hale gelir. Bu nedenle bu süre, miras hukukunun en tehlikeli sürelerinden biridir.

Süre kaçmışsa, istisnai olarak mahkeme ek süre verebilir. Kanun, haklı sebepler bulunması hâlinde ret süresinin yeniden verilmesine veya uzatılmasına imkân tanır; ancak bunun şartları dardır . Bu başvuru, haklı sebebi ortadan kalktıktan sonra kısa sürede yapılmalıdır.

Ret nasıl yapılır?

Mirasın reddi, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne yapılan sözlü veya yazılı beyanla gerçekleşir. Mirasbırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Mirasçı mahkemeye gider ya da dilekçe verir ve “mirası reddediyorum” der. Ret beyanı koşulsuz ve kayıtsız olmalıdır; “şu malları alırım, şunları almam” biçiminde kısmi ret mümkün değildir. Beyanın ardından mahkeme tutanak düzenler ve kararını verir. Ret kararının kesinleşmesiyle miras ret edilmiş olur. Birden çok mirasçı varsa, her biri ayrı ayrı veya birlikte ret beyanında bulunabilir.

Mirasçılardan biri reddederse, hakkı diğer mirasçılara geçer. Yalnızca mirasçıların hepsi reddettiğinde miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve kalan değer olursa devlete geçer. Burada önemli bir nokta vardır: Ret yalnızca miras payını geçersiz kılar; mirasçının hayatta iken mirasbırakandan aldığı kazandırmalar (bağış, çeyiz vb.) kural olarak geri verilmek zorunda kalmaz, fakat saklı pay hesaplamasında dikkate alınabilir.

Hükmen ret: ölüm anında borca batık terekeler

Mirasbırakanın ölümü anında borca batık olduğunun resmen belli olduğu veya iflasa uğradığı durumlarda, mirasçılar ret beyanında bulunmasa bile miras hükmen reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Bunun şartı, mirasbırakanın borca batıklığının resmî olarak anlaşılmasıdır; örneğin, ölümünden önce haczi kabil malı bulunamamış, hakkında aciz belgesi alınmış ya da hakkında iflas kararı verilmiştir. Hükmen ret hâlinde mirasçılar yine de kendilerine yönelik haciz tehditlerine karşı mahkemeden hükmen ret tespiti isteyebilir. Mirasçılar bu hâlde de dikkatli olmalı; alacaklı baskısı karşısında ret kararı almak hukuki güvence sağlar.

Mirasın kabulü sayılan davranışlar

Ret hakkı, mirasçının davranışlarıyla kaybedilebilir. TMK m.610 uyarınca mirasçı mirası kabul etmiş sayılır eğer:

  • Ret süresi içinde miras reddedilmemişse, süre sonunda ret hakkı düşer ve mirasçı borçlardan da sorumlu olur,
  • Mirasçı, mirasbırakanın mallarında mirasçı sıfatıyla tasarruf eylemleri yaparsa; örneğin mirasbırakana ait aracı satmak, hesabından para çekmek, taşınmazı kiraya vermek, alacakları tahsil etmek,
  • Mirasçı terekenin mallarını gizler veya saklar,
  • Mirasbırakanın mallarına el koyar ve bunlardan yararlanır.

Buna karşılık cenaze giderlerinin karşılanması, mirasbırakanın evindeki aşırı bozulabilecek eşyaların korunması, acil bakım ve koruma önlemleri mirasın kabulü sayılmaz; çünkü bunlar olağan ve zorunlu işlemlerdir. Mirası reddetmeyi düşünen mirasçı, bu nedenle ölümün ardından mal varlığına dair işlem yapmamalı, mirasbırakanın hesaplarını, araçlarını, taşınmazlarını kullanmamalı ve sorunlu davranışlardan kaçınmalıdır. “Sadece bir kez çektim” gibi küçük görünen tasarruflar, mirasın kabulü anlamına gelebilir.

Reddedip reddetmeme kararında ne dikkate alınmalı?

Doğru kararı vermek için aşağıdaki adımlar önerilir:

  1. Terekenin tespiti: Mirasbırakanın banka hesapları, taşınmazları, araçları, borçları, kredileri, kefaletleri, vergi ve SGK borçları araştırılmalıdır. Tapu kayıtları ve UYAP üzerinden alınan icra dosya bilgileri, borç durumu hakkında fikir verir.
  2. Mal sayımı (resmî defter): Terekenin durumu belirsiz ise mirasçı, ret süresi içinde Sulh Hukuk Mahkemesi’nden resmî defter tutulmasını isteyebilir (TMK m.619). Bu işlem, terekenin aktif ve pasifinin ortaya çıkmasını sağlar ve mirasçıya tereke borçlarına karşı bir inceleme ve karar süresi tanır.
  3. Kefalet ve garanti riskleri: Mirasbırakanın başkaları için verdiği kefaletler, borçlar ve henüz doğmamış yükümlülükler de mirasçıya geçer. Bu nedenle “borç görünmüyor” demek yeterli değildir.
  4. Aile içi etki: Ret kararı kendi altsoyuna da etki edeceğinden, çocukların durumu ve yaşları dikkate alınmalıdır.

Yüksek değerli taşınmazı olan ama aynı zamanda ağır borçları bulunan terekelerde, mirası resmî defter yoluyla kabul etmek çözüm olabilir: Mirasçı, mirasın borçlarından, miras aldığı mal varlığı ile sınırlı olarak sorumlu tutulur (mirası resmî defter tutulması suretiyle kabul). Bu yol, mirasçının kendi malvarlığını korumasına imkân verir, ancak usul kuralları karmaşıktır ve uzman desteği gerektirir.

Saklı pay nedir?

Miras bırakan, kural olarak malvarlığı üzerinde ölüme bağlı tasarruflarla (vasiyetname, miras sözleşmesi) özgürce karar verebilir; ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Kanun, bazı yakın mirasçıların, mirasbırakanın iradesinden bağımsız olarak koruma altında olan asgari payını güvence altına alır. Buna saklı pay denir. Saklı paylı mirasçılar, TMK m.506’ya göre altsoy, ana-baba ve sağ kalan eştir. Saklı pay oranları şöyledir:

  • Altsoy (çocuklar, torunlar): Yasal miras paylarının yarısı,
  • Ana ve baba: Yasal miras paylarının dörtte biri,
  • Sağ kalan eş: Altsoy veya ana-baba zümresi ile birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.

Mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısım ise “tasarruf nisabı”dır. Örneğin, mirasbırakanın tek mirasçısı eşi ve iki çocuğu ise: eşin yasal payı dörtte bir, çocukların payı dörtte üç (her biri sekizde üç) olur. Çocukların saklı payı bu payın yarısıdır (her biri on altıda üç), eşin saklı payı ise yasal payın tamamı olan dörtte birdir; kalan kısım mirasbırakanın serbestçe vasiyet edebileceği tasarruf nisabıdır. Yani toplam malvarlığının bir bölümü mirasçılara garanti edilir ve geri kalanıyla örneğin vakıf kurulabilir ya da bir kişiye vasiyet edilebilir.

Vasiyetname ve türleri

Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra mal varlığının nasıl paylaşılacağına dair iradesini bildirdiği tek taraflı işlemdir. Kanun üç tür vasiyetnameye izin verir:

  • Resmî vasiyetname: Noter veya sulh hukuk hâkimi önünde, iki tanık huzurunda düzenlenir (TMK m.532). En güvenli yoldur; geçersizlik sebepleri ve şekil eksiklikleri nadir görülür.
  • El yazılı vasiyetname: Baştan sona mirasbırakanın el yazısıyla yazılır, yıl-ay-gün olarak tarih ve imza atılır (TMK m.538). Bilgisayarla yazılan veya sadece imzalanan metin geçerli değildir.
  • Sözlü vasiyetname: Ancak olağanüstü hâllerde (yakın ölüm tehlikesi, ulaşım yok vb.) iki tanığa beyan edilerek yapılır (TMK m.539); tanıkların durumu mahkemeye bildirmesi gerekir ve bu vasiyetname, olağanüstü durumun sona ermesinden itibaren kısa süre sonra geçersiz olur.

Vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olmaması durumunda iptal davası (TMK m.557) açılabilir; vasiyetçinin ehliyetsizliği, iradesinde sakatlık, hukuka veya ahlaka aykırılık gibi sebepler vasiyetnameyi geçersiz kılabilir. Bu dava, mirasbırakanın ölümünden itibaren sınırlı sürede ve belirli hak düşürücü sürelerle açılır.

Saklı pay zedelenirse: tenkis davası

Mirasbırakan ölüm anında yaptığı vasiyetname ile veya hayattayken yaptığı bağışlarla saklı paylı mirasçıların payını aşağı çekmişse, mirasçılar tenkis davası açarak payın tamamlanmasını isteyebilir. Tenkis, kazandırmanın saklı payı aşan kısmının iptali veya azaltılması anlamına gelir; sözleşmenin tamamının iptali değildir. Tenkis davasının temel adımları şunlardır:

  1. Tereke hesabı: Mirasbırakanın ölüm anındaki mal varlığı, borçlar düşüldükten sonra net olarak hesaplanır ve bunlara bazı karşılıksız kazandırmalar eklenir (TMK m.565).
  2. Saklı payın belirlenmesi: Mirasçının yasal payı ve saklı pay oranı üzerinden asgari hakkı bulunur.
  3. İhlalin tespiti: Mirasçıya bırakılan miktar saklı payın altında kaldıysa ihlal vardır.
  4. Tenkis sırası: Önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnameler), gerekirse sonra sağlararası bağışlar (en yeniden en eskiye doğru) tenkise tabi tutulur (TMK m.570).

Tenkis davası, tasarruflar yüzünden saklı payı zedelenen bir mirasçı tarafından, kazandırmadan yararlanan kişilere karşı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Davada mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlar, mal devirleri ve muvazaalı satışlar da incelenir. Muvazaa iddiası bulunuyorsa tapu iptali ve tescil davası ayrıca gündeme gelebilir; bu konudaki ayrıntılar için muris muvazaası rehberimize de bakabilirsiniz.

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

  • Mirasın reddi: Ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 ay (hak düşürücü süre).
  • Tenkis davası: Saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl; her halde miras açılmasından itibaren 10 yıl (vasiyetname söz konusu ise 10 yıllık süre vasiyetnamenin açılma tarihinden başlar) (TMK m.571).
  • Vasiyetnamenin iptali davası: Öğrenmeden itibaren 1 yıl, her halde vasiyetnamenin açılmasından itibaren 10 yıl; kötü niyetli kazanan bakımından 20 yıl.
  • Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) almak: Belirli bir hak düşürücü süre yoktur; fakat mirasın paylaşılması, bankalar ve tapu işlemleri için ilk adım olarak mümkün olan en kısa sürede alınmalıdır.

Bu sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açtığından, ölümün ardından hızlıca bir avukattan görüş almak önemlidir. Özellikle mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlar öğrenilir öğrenilmez harekete geçilmelidir.

Mirasın paylaşımı: ortaklığın giderilmesi

Mirasın reddedilmediği veya tenkis sonrasında mirasçıların payları belli olduğu hâllerde, mirasçılar tereke mallarını anlaşarak bölüşebilir. Anlaşma sağlanamazsa mirasçılar miras ortaklığının giderilmesi (paylaşma) davası açabilir. Taşınmazlar bölüşüme elverişli değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesi söz konusu olur. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Sık yapılan hatalar

  • Üç aylık ret süresini “daha sonra bakarız” diyerek kaçırmak,
  • Mirası reddetmeye karar vermeden mirasbırakanın hesabından para çekmek veya araç kullanmak,
  • Sadece görünür borçlara bakarak kefalet ve vergi gibi gizli yükümlülükleri unutmak,
  • Çocuklar adına ret yaparken hâkim iznini ihmal etmek,
  • Saklı payı zedelenmiş olduğunu fark etmeden, tenkis süresini kaçırmak,
  • Bağışları ve devir işlemlerini tereke hesabından çıkararak eksik hesaplama yapmak,
  • Vasiyetnamenin şekil şartlarını kontrol etmeden, doğrudan kabul etmek.

Sıkça sorulan sorular

Mirası reddedersem ben ve çocuklarım borçlardan kurtulur muyuz?

Ret eden mirasçı mirasbırakandan önce ölmüş sayıldığı için, payı onun altsoyuna geçer. Çocukların da ayrıca ret beyanında bulunması gerekir; reşit olmayan çocuklar adına ret yapılırken kural olarak hâkim izni gerekir. Aksi hâlde borçlar çocuklara geçebilir.

Miras reddi hakkını kullandıktan sonra vazgeçebilir miyim?

Ret beyanı hak düşürücü süre içinde yapılmışsa, kural olarak geri alınamaz. Bu yüzden ret kararı öncesinde terekenin durumu dikkatle araştırılmalıdır.

Borcu çok olan mirası kabul ettim, ne yapabilirim?

Bazı hâllerde resmî defter tutulması veya haklı sebeple ret süresinin yeniden verilmesi gündeme gelebilir. Ayrıca mirasçının sorumluluğunu sınırlayan özel kurallar bulunduğu için hemen bir avukata danışmak gerekir.

Annem babam vasiyetle tüm malını bir çocuğuna bıraktı, diğer çocuklar ne yapabilir?

Diğer çocuklar saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde tenkis davası açabilir. Saklı pay çocukların yasal paylarının yarısı kadardır ve bu miktar korunur.

Hayattayken yapılan satış gerçek değilse ne olur?

Mirasbırakan mallarını mirasçılardan kaçırmak için gerçekte bağış olan ama satış gibi gösterilen bir işlem yapmışsa, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil veya tenkis davası açılabilir. Burada ispat yükü ve deliller önem taşır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Miras hukukunda süreler çok kısa ve hak düşürücü olduğundan, mirasbırakanın ölümünün ardından zaman kaybetmeden bir avukattan destek alınması önerilir. Mevzuat ve yargı içtihatları değişebileceğinden, her olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve yayım tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Her olayın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukattan görüş almanız önerilir.

Okumaya devam edin

İlgili makaleler

Tüm makaleler

Randevu

Konunuzu birlikte değerlendirelim

Görüşme günü ve saati telefonla ya da WhatsApp üzerinden belirlenir. Elinizdeki belgeleri görüşmeye getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.