İçeriğe geç

Dolandırıcılık uyarısı: Av. Mehmet Türker adına telefon ya da WhatsApp’tan para veya kişisel bilgi isteyenlere itibar etmeyin. Ayrıntılar

Randevu Alın
Tüze Plaza, Kat 12 · Osmangazi / Bursa 0533 250 49 13 info@avukatmehmetturker.com
Dil
TREN
Görünüm

İş Hukuku

İşe İade Davası Rehberi: İş Güvencesinin Şartları, Arabuluculuk ve Dava Süreleri, İşe Başlatmama Tazminatı

İş güvencesinden kimlerin yararlanabileceği, geçerli ve geçersiz fesih, bir aylık arabuluculuk ve iki haftalık dava süresi, ispat yükü, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve karardan sonra işçinin yapması gerekenler.

Av. Mehmet TürkerKurucu Avukat 9 dk okuma

İş sözleşmesi işveren tarafından feshedilen işçinin aklına gelen ilk soru çoğu zaman “tazminatımı alabilecek miyim?” olur. Oysa belirli şartları taşıyan işçiler için kanun, yalnızca tazminat değil, işe geri dönme imkânı da tanır. Bu imkânın adı iş güvencesidir ve işe iade davası ile kullanılır. İşe iade sürecinin en kritik yanı sürelerin çok kısa olmasıdır: Fesih bildiriminden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmazsa hak kaybı doğar. Bu rehberde iş güvencesinin şartlarını, feshin geçerli olup olmadığının nasıl değerlendirildiğini, arabuluculuk ve dava aşamalarını, mahkeme kararından sonra yapılması gerekenleri ve uygulamada sık karşılaşılan hataları ele alıyoruz.

İş güvencesi nedir, hangi kanunda düzenlenir?

İş güvencesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ila 21. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre kapsamdaki bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Geçerli sebep; işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanabilir. İşveren bu sebebi gösteremezse fesih geçersiz sayılır ve işçi işe iadesini talep edebilir.

Basın çalışanları, deniz iş sözleşmesiyle çalışanlar ve Türk Borçlar Kanunu’na tabi olanlar gibi farklı mevzuata bağlı çalışanların durumu ayrıca değerlendirilir. Bu yazı, İş Kanunu kapsamındaki işçiler için genel çerçeveyi anlatmaktadır.

İşe iade davası açabilmenin şartları

İş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmek için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:

  1. Otuz veya daha fazla işçi: İşyerinde en az otuz işçi çalışmalıdır. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısı dikkate alınır. Sayı, fesih tarihindeki duruma göre belirlenir.
  2. En az altı aylık kıdem: İşçinin aynı işverene ait işyerinde en az altı ay çalışmış olması gerekir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için altı aylık kıdem şartı aranmaz. Deneme süresi de kıdeme dahildir.
  3. Belirsiz süreli iş sözleşmesi: Belirli süreli sözleşmeler kendiliğinden sona erdiğinden kural olarak iş güvencesi kapsamında değildir. Ancak objektif bir neden olmaksızın art arda yapılan belirli süreli sözleşmeler, belirsiz süreli sözleşme olarak kabul edilebilir.
  4. İşveren vekili olmamak: İşletmenin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesinden yararlanamaz. Yalnızca unvanın “müdür” olması tek başına bu sonucu doğurmaz; yetkilerin fiilen ne olduğu incelenir.
  5. Feshin işveren tarafından yapılmış olması: İşçinin kendi istifası veya karşılıklı anlaşmayla (ikale) sona eren sözleşmelerde işe iade gündeme gelmez. Ancak baskı altında imzalatılan istifa dilekçeleri ve iradeyi yansıtmayan ikale sözleşmeleri mahkemece sorgulanabilir.

Sendikal nedenle yapılan fesihlerde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca otuz işçi ve altı ay kıdem şartları aranmaz; bu durumda işçi ayrıca en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminat isteyebilir.

Geçerli sebep nedir, hangi fesihler geçersizdir?

Kanun, geçerli sebebi üç grupta toplar:

  • İşçinin yeterliliğinden kaynaklanan sebepler: Ortalama performansın belirgin biçimde altında kalmak, işin gerektirdiği niteliklere sahip olmamak, sık sık hastalanarak işin yürütümünü önemli ölçüde aksatmak gibi.
  • İşçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler: İşe geç gelmeyi alışkanlık hâline getirmek, verilen talimatlara uymamak, iş arkadaşlarıyla sürekli çatışma yaratmak gibi, haklı fesih ağırlığına ulaşmayan fakat iş ilişkisini olumsuz etkileyen davranışlar.
  • İşletmesel sebepler: Sürüm ve satış imkânlarının azalması, teknolojik değişiklikler, işyerinin daraltılması, bazı bölümlerin kapatılması gibi. Bu durumda işverenden işletmesel kararı gerçekten aldığı ve tutarlı biçimde uyguladığı beklenir.

Kanunun 18. maddesi bazı hâllerin geçerli sebep oluşturmayacağını açıkça sayar: Sendika üyeliği veya sendikal faaliyete katılmak, işveren aleyhine idari veya yargısal mercilere başvurmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hâl, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş gibi nedenler, kadın işçinin doğum izni süresince işe gelmemesi ve hastalık veya kaza nedeniyle bildirim süresine altı haftanın eklenmesiyle bulunacak süre içinde işe gelmemek bunlar arasındadır.

Yargıtay uygulamasında ayrıca feshin son çare olması ilkesi gözetilir. İşverenin işçiyi başka bir bölümde çalıştırma, eğitim verme veya çalışma koşullarını değiştirme gibi daha hafif çözümleri değerlendirmeden doğrudan feshe gitmesi, feshi geçersiz kılabilir.

Fesih bildiriminin şekli ve savunma alınması

İş Kanunu’nun 19. maddesine göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır. “Performans düşüklüğü” veya “işletme gerekleri” gibi soyut ifadeler, hangi olgulara dayandığı gösterilmedikçe yeterli kabul edilmeyebilir.

İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle fesih yapılacaksa, işçinin bu iddialara karşı savunmasının alınması gerekir. Savunma alınmadan yapılan fesih, bu nedenle geçersiz sayılabilir. Savunma istemi yazılı olmalı, işçiye makul bir süre tanınmalı ve hangi olay için savunma istendiği açıkça belirtilmelidir.

Süreler: bir ay ve iki hafta

İşe iade sürecinin en önemli kısmı sürelerdir ve bu süreler hak düşürücü niteliktedir:

  1. Arabulucuya başvuru – bir ay: İşçi, fesih bildiriminin kendisine tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuk bürosuna başvurmalıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile işe iade talepleri dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır; arabulucuya gidilmeden doğrudan açılan dava usulden reddedilir.
  2. Dava açma – iki hafta: Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır.

Arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın (işverenin) yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur. Görüşmeler kural olarak başvurudan itibaren üç hafta içinde sonuçlandırılır; zorunlu hâllerde bu süre en çok bir hafta uzatılabilir. İlk toplantıya geçerli bir mazereti olmaksızın katılmayan taraf, sonraki davada yargılama giderleri bakımından aleyhine sonuçlarla karşılaşabilir; bu nedenle toplantılara katılım ciddiye alınmalıdır.

Arabuluculukta anlaşma olursa ne olur?

Taraflar arabuluculuk aşamasında anlaşabilir. İşe iade konusunda anlaşma yapılırsa tutanakta; işçinin işe başlatılacağı tarih, boşta geçen süre ücreti ve işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı açıkça belirlenir. İşçi anlaşmada kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir ve işveren yalnızca bunun hukuki sonuçlarıyla sorumlu olur.

Uygulamada taraflar çoğu zaman işe dönüş yerine belirli bir ödeme üzerinde uzlaşır. Anlaşma tutanağı imzalanmadan önce kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai gibi diğer alacakların da bu anlaşmanın kapsamında olup olmadığı netleştirilmelidir. Arabuluculuk anlaşma belgesi ilam niteliğinde belge sayıldığından, imzadan sonra aynı konuyu yeniden dava etmek mümkün olmaz.

Dava süreci ve ispat yükü

İşe iade davası, işyerinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri iş mahkemesinde (iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde) açılır ve basit yargılama usulüne tabidir. Kanun, bu davaların ivedilikle sonuçlandırılmasını öngörür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükü işverene aittir. İşveren; performans ölçüm kayıtları, uyarı yazıları, tutanaklar, işletmesel kararın alındığına ilişkin yönetim kurulu kararları ve kadro planlaması gibi belgelerle feshin gerekçesini kanıtlamaya çalışır. İşçi, feshin aslında başka bir sebebe (örneğin sendikal faaliyete veya şikâyet başvurusuna) dayandığını iddia ederse, bu iddiasını kendisi ispatlamalıdır.

Mahkeme gerektiğinde tanık dinler, işyeri kayıtlarını getirtir ve bilirkişi incelemesi yaptırır. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna gidilebilir; İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesinin işe iade davasında verdiği karar kesindir.

Mahkeme feshi geçersiz bulursa: işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre

Mahkeme feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verirken, aynı kararda iki önemli parasal kalemi de belirler:

  • İşe başlatmama tazminatı: İşçi başvurduğu hâlde işveren onu bir ay içinde işe başlatmazsa ödenecek tazminattır. Miktarı işçinin kıdemi, fesih sebebi ve somut olayın özelliklerine göre en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında belirlenir.
  • Boşta geçen süre ücreti: Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Dava ne kadar uzun sürerse sürsün, bu kalem dört aylık ücret ve haklarla sınırlıdır.

Hesaplamada çıplak ücretin yanında düzenli olarak ödenen yol, yemek, ikramiye gibi para veya parayla ölçülebilen menfaatler de dikkate alınır. İşçiye fesih sırasında kıdem ve ihbar tazminatı ödenmişse, işe başlatılması hâlinde bu ödemeler boşta geçen süre ücretinden ve diğer alacaklardan mahsup edilir.

Kesinleşmeden sonra işçi ne yapmalı? On iş günü kuralı

İşe iade kararı kesinleştikten sonra işçinin hareketsiz kalması büyük bir hak kaybına yol açabilir. Kanuna göre işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu başvuru yazılı ve ispatlanabilir biçimde (genellikle noter aracılığıyla) yapılmalıdır.

İşçi bu süre içinde başvurmazsa, işverence yapılan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren yalnızca bunun hukuki sonuçlarıyla sorumlu olur; yani işçi işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini isteyemez. Başvurunun samimi olması da gerekir: Gerçekte işe dönme niyeti olmadan, yalnızca tazminat almak amacıyla yapılan başvurular Yargıtay uygulamasında samimiyetsiz sayılabilir.

İşveren, işçinin başvurusundan itibaren bir ay içinde onu işe başlatmalıdır. İşe başlatmazsa, mahkeme kararında belirlenen işe başlatmama tazminatını, boşta geçen süre ücretini ve fesih tarihine göre koşulları oluşmuşsa kıdem ve ihbar tazminatını öder. İşe başlatma, işçinin eski işine veya eşdeğer bir işe yapılmalıdır; tamamen farklı ve ağırlaştırılmış koşullarda bir göreve davet, gerçek bir işe başlatma sayılmayabilir.

İş güvencesi kapsamında olmayan işçilerin hakları

Otuzdan az işçi çalıştıran işyerlerinde veya altı aylık kıdemi bulunmayan işçiler işe iade davası açamaz. Ancak bu, haksız fesih karşısında hiçbir hakları olmadığı anlamına gelmez. Bildirim süresine uyulmamışsa ihbar tazminatı, bir yılı aşan kıdemi olanlar için kıdem tazminatı, fesih hakkının kötüye kullanılması hâlinde bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ve ayrımcılık hâlinde dört aya kadar ücret tutarında ayrımcılık tazminatı gündeme gelebilir.

Uygulamada sık yapılan hatalar

  • Fesih bildirimini aldıktan sonra “önce tazminatımı bekleyeyim” diyerek bir aylık arabuluculuk süresini kaçırmak,
  • Fesih sırasında önüne konulan istifa dilekçesini veya ibranameyi okumadan imzalamak,
  • Arabuluculuk son tutanağından sonra iki haftalık dava süresini hesaplamamak,
  • Kesinleşen karardan sonra on iş günü içinde işverene yazılı başvuru yapmamak,
  • İşveren işe davet ettiğinde haklı bir sebep olmadan işe başlamamak,
  • Çalışma süresine, ücrete ve işyerindeki işçi sayısına ilişkin belgeleri (bordro, SGK kayıtları, banka dökümleri) önceden toplamamak.

Sıkça sorulan sorular

İşe iade davası kazanılırsa işe dönmek zorunda mıyım?

Hayır. İşe başvurmak işçinin tercihidir. Ancak süresi içinde başvurmazsanız fesih geçerli sayılır; bu durumda işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti istenemez. Kıdem ve ihbar tazminatı gibi haklar ise fesih koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.

Deneme süresinde çıkarıldım, işe iade isteyebilir miyim?

Deneme süresi içinde taraflar sözleşmeyi bildirim süresi olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. Ayrıca altı aylık kıdem şartı da çoğu zaman dolmamış olacağından, deneme süresindeki fesihlerde işe iade kural olarak gündeme gelmez.

İşveren fesih yazısında sebep belirtmedi, ne olur?

Yazılı ve açık sebep gösterilmemesi, feshin geçersizliği sonucunu doğurabilecek önemli bir eksikliktir. İşveren, dava sırasında fesih bildiriminde göstermediği yeni bir sebebe sonradan dayanamaz.

Arabuluculuk ücretini kim öder?

Taraflar anlaşamazsa veya ilk toplantıya katılmazsa, iki saatlik arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir ve sonradan açılan davada yargılama giderine eklenir. Anlaşma sağlanırsa arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak ödenir.

İşe iade davası ne kadar sürer?

Kanun bu davaların ivedilikle görülmesini öngörse de mahkemelerin iş yüküne, tanık ve bilirkişi incelemesine göre süre değişir. İstinaf aşaması da eklendiğinde süreç genellikle birkaç ayı aşar.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. İşe iade sürecindeki süreler hak düşürücü olduğundan, fesih bildirimi alındıktan sonra somut durumun bir hukukçu tarafından zaman kaybetmeden değerlendirilmesi yararlı olur. Mevzuat ve yargı kararları değişebileceğinden her olay ayrıca incelenmelidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve yayım tarihindeki mevzuata göre hazırlanmıştır. Her olayın koşulları farklıdır; somut durumunuz için bir avukattan görüş almanız önerilir.

Okumaya devam edin

İlgili makaleler

Tüm makaleler

Randevu

Konunuzu birlikte değerlendirelim

Görüşme günü ve saati telefonla ya da WhatsApp üzerinden belirlenir. Elinizdeki belgeleri görüşmeye getirmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.